Kıskançlık

Sevgili okurlar,

Son günler de sık sık karşılaştığım bir probleme değinmek istiyorum. Kıskançlık!!! Kıskançlığı yakın ilişkilerde güçlü, yaygın ve yıpratıcı duygulardan biri olarak değerlendirmekteyim. Bu kavramın tanımı ise şöyle yapmamız uygun olacaktır; önemsenen bir ilişkinin yitirilmesine ya da bozulmasına yol açabilecek bir tehlikenin algılanması sonucunda verilen karmaşık bir tepki, ilişkinin bozulmasına neden olabilecek herhangi bir varlığın hissedilmesi ile artan öfke, mutsuzluk ve korku duygularıyla kendini gösteren bir duygu durumudur. Bu karmaşık duygu durumunu etkileyen bir çok faktör bulunmaktadır. Bireysel, ilişkisel ve durumsal değişkenleri bir arada ele almak gerekmektedir. Şimdi hep beraber şu sorulara cevap arayalım:

Cinsiyet (erkek ya da kadın olma)
ilişkinin türüne (evli olup olmama)
ilişkinin geleceğine yönelik beklenti düzeyi,
yaş,
benlik saygısı,
ilişkinin süresi,
ilişkiden alınan doyum düzeyi,
ilişkide kendini güvende hissetme düzeyi,
eşini fiziksel olarak çekici bulma düzeyi,
alternatifleri çekici bulma düzeyi
tekeşliliği savunma düzeyi,
Yukarı da saymış olduğum faktörler, kıskançlık düzeyini ne kadar etkiler?
Yukarı da saymış olduğum etkenler kıskançlık durumunda verilen fiziksel, duygusal ve bilişsel tepki düzeylerini ne kadar etkiler?
Yukarı da saymış olduğum etkenler kıskançlıkla yapıcı ve yıkıcı yöntemlerle başetme sıklıklarını anlayabilir miyiz?

Gözlemlerimi ve bilimsel araştırmaları göz önünde bulundurarak diyebilirim ki, Evli olmayan çiftlerin, evli olanlara göre kıskançlık düzeyi daha yüksektir. Evlilik insanların birbirine daha da fazla güvenmesini sağlar ve nikah bir aidiyet sözü olduğu için kıskançlık düzeyi azalmaktadır. Evlenen çiftler kendisini eşine ait görmekte ve eşini de kendisine daha bağlı olduğunu düşünmektedir.

Evli bayanlar, kendilerini evli erkeklerden daha kıskanç bulmaktadırlar. Ülkemiz de erkekler dışarıda daha fazla insan ile iletişim içindedir ve bunun sonucu olarak bayanlar eşlerini daha fazla kıskanmakta daha fazla merak etmektedirler. Ayrıca, eşin fiziksel çekiciliği arttıkça kıskançlığın da arttığı görülmektedir. Bunun nedeni eşin fiziksel çekiciliğinin "ödüllendiriciliği", dolayısıyla ilişkinin tehlikeye girmesinin birey için daha büyük bir tehdit olarak değerlendirilmesi olabilir.

Kıskançlık normal düzeylerde olduğu takdirde ilişkiyi güçlendir ama kıskançlık sınırları aşıldığı anda verilen tepki boyutları incitebilir sevdiklerimizi. Kıskançlığa verilen tepkileri 3 boyutta inceleyebiliriz; duygusal tepki, fiziksel tepki ve bilişsel tepki… Aldatılan bir Hanım bunu öğrendiği anda ağlamaya ve kendi eksiklerini düşünüp dizlerine vurmaya başlarsa bunu duygusal tepki olarak nitelendirebiliriz. Fiziksel tepkiyi ise, bir erkeğin kıskandığı anda eşine sert davranması, vurması olarak algılayabiliriz. Ayrıca fiziksel tepki zaman zaman kıskanmaya neden olan diğer erkeğe de yöneltilebilir. Bilişsel tepki ise kıskanma durumunda 'neden kıskançlık duygusunu hissediyorum?', 'bunu hissetmeme neden olan özel durum nedir? Gerçekçi midir?' ve 'bu duyguyla ilişkime en az zarar gelecek şekilde nasıl baş ederim?' sorularının cevaplanması olarak gösterilebilir.

İlişkinin süresi arttığında kıskançlık durumunda verilen fiziksel, duygusal ve bilişsel tepkilerin gücü azalma göstermektedir. Zaman ilerledikçe ilişkiye duyulan güvenin artacağını varsayılırsa, bu beklenen bir sonuçtur. Üstelik ilişkinin süresi arttıkça, yaş da artmaktadır ve yaşanılan deneyimler çoğalmıştır ve eşin fiziksel çekicilik düzeyinde de kaçınılmaz düşüş olmaktadır.

Dr. A. Dönmez'in yaptığı bir bilimsel çalışmaya göre evli olmayan çiftler evli olanlardan daha fazla duygusal tepki verme eğilimindeler. Ayrıca kıskançlık durumunda kadınların erkeklerden daha fazla duygusal tepki verdiklerini göstermektedir.

Kadınlar bilişsel tepkileri göstermeye daha yatkındır, erkeklerden daha çok yapıcı yöntemleri tercih etmektedirler. Bunun açıklaması ise toplumsal yapılanmamız olabilir. Kültür birçok bireysel özellik ve davranışın olduğu gibi, kuşkusuz kıskançlığın da en önemli belirleyicilerindendir. Bu nedenle erkekler kadınlardan daha çok yıkıcı yöntemleri tercih etmektedirler. Yuvayı dişi kuş yapar sözünü her birimiz defalarca duymuşuzdur, bu söz etkilemiş olmalı ki en olumsuz durumlarda bile bayanlar durumu nasıl kurtarabiliriz diye düşünmekte ve evliliklerini kurtarmaya daha çok çabalamaktadırlar. Doğuda hala üzerine gelen kumalara ses çıkartmayan kadınlarımız var. Ayrıca Kadınların daha yapıcı stratejiler izlemesi, ilişki odaklı olmalarından kaynaklanıyor olabilir, erkeklerin yıkıcı strateji izlemelerinin nedeni olarak ise başarı odaklı olmaları gösterilebilir. Doğu da hala erkekler namus cinayetleri işliyorken ve kadınlar üstlerine gelen kumalara ses çıkartmaması olayın bir başka boyutu..!

Esen kalın…